Geçen ayın sonunda gerçekleşen Irak seçimlerine dair herkesin bir takım kanat ve düşüncesi vardır elbette. İşte bu noktada, sevgili okuyucuyu, kanaat ve tutumunu tekrar gözden geçirmeye davet ediyorum. Başkan G.W. Bush’un ikinci başkanlık dönemiyle birlikte dünya medyası adeta bir seferberliğe girerek global felaket senaryoları hazırlamaya konuldu. Böylece yeni uluslararası güç dengesinde yerini belirlemeye çalışan, hızlı değişimlerden rahatsız olan güç odakları ve uluslar arası teröristler medya aracılığıyla Dünya kamuoyunu ayağa kaldırmaya çalışmaktadırlar.
Aslında bu bahissi geçen her güç odağı, Amerika Birleşik Devletleri’nin başlatmış olduğu Yeni Özgürleştirme dalgasını engellemek, mevcut düzenin sürdürülmesine ve nihayet kendilerine hizmet edecek düzenin gelmesini istiyor. Bu tarih boyunca böyle olmuş, sanırım böyle de devam edecek. Bugün Dünyaya baktığımızda o kadar çok anlayış çeşidi görürüz ki, onları anlamak için ortalama bir insanın hayatı yetmez.
Bunun yanında, İnsanlığın varmış olduğu medenî bir seviye vardır ki, ona en azından saygı gösterilmelidir. Amerika’yı sarsan 11 Eylül olayından çıkardığımız bir çok ders vardır. Bunun en önemlisi, “ Bana dokunmayan yılan bin sene yaşasın” mantığının yanlış olması yer alıyor. Bunun kanıtı da 11 Eylül’ü takip eden Madrid, İstanbul, Riyadh, Lübnan terör saldırılarıdır. Ölenlerin çoğu ise masum sivildi. Keza Direniş(!) adına yapılan terörün gerekçesi ne olabilir? İşgâl mı ? Irak halkı özgür müydü? Yaklaşık 20 milyon insan faşist bir yönetimin altındayken Özgür(!) Medya neredeydi? Mazlum halkların sözcülüğüne soyulan Al-jazeera neredeydi? Veya Irak’ın özgürleştirme savaşındaki ilkeli tavır! Göstermeye çalışan BM neredeydi? Çin, Rusya ve Fransa Hükümetleri neredeydi? Fundamentallerin kralı! Bin Ladin neredeydi?
21 y.y’ da Terör sorunu, artık sadece Devletlerin sorunu değil duyarlı olan her Dünya vatandaşı sorunudur. Bu gezegen bizimdir. İçindeki olaylar bizden bağımsız bir seyir içinde gerçekleşmiyor, Terör, Küresel ısınma, Fakirlik, Doğal afetler vb. olaylardan artık birey birinci dereceden sorumludur. Devletler, bireylerin güvenliğini sağlar. Doğrudur! Ancak bilinçli bireylerden oluşan bir ülkede daha güvenli bir ortamda yaşanabilir. Bu bağlamda benim yaşadığım Dünyanın çizgisini zorla değiştirmek isteyen her karanlık güce karşı, var gücümle karşı koymam gerekir. Benim şahsi kanaatim, Ortadoğu’nun ne siyasetçisi ne de aydın kesimi, 11 Eylülden sonrası batının “Terör” konusunda kastettiği tehlikenin maalesef tam olarak algılamış değildir. Konuyu fazla dağıtmadan Irak seçimlerine dönmek istiyorum:
Demokrasi ve İnsan Hakları yolunda atılan her adım ne olursa olsun desteklenmeli. Bu bağlamda Irak seçimini toplum olarak desteklemeli. Yapılan hataların bir daha yaşanmaması için çalışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki Irak halkı yaklaşık olarak 45 seneden beri seçim sandığına gitmemiştir. Ortadoğu, Teröristlere rağmen bir değişime doğru ilerlemekte, bu değişimi olumlu katkılarımızla daha mükemmel hale getirmek bizim görevimiz olmalı. Bu anlamda Türkiye’nin Ortadoğu’daki değişimde daha aktif rol üstlenmelidir.
K.Irak ve Kerkük Türkmenleri’nin seçimlere katılacaklarını bilen/tahmin eden belirli güç odakları, buna engel olmak için Türkmen bölgelerini adeta izole ettiklerine hepimiz üzülerek tanık olduk. Böylece, özgürlüğe susayan Türkmen halkı seçimlerde iradesini tam olarak belirleyemedi. Aslında, problemin kaynağı Kerkük’ün Türk kimliğinin ortaya çıkmasından korkan bir K.Irak yönetimidir. Saddam rejimi tarafından kendilerine yapılan haksızlıkları Türkmenlere uygulamaktan çekinmemelerini hayretle karşılıyorum! Oysa Türkmenler, demokratik yöntemle Saddam’a karşı durarak Irak’ta yapılan zulümleri kınamışlardır. Türkmen nüfusunun en yoğun olduğu bölgelere seçim sandıkları göndermemek veya çok az sayıda göndermek Independent Electoral Commission Of Iraq’in* tarafsızlığının sorgulamıyor değildir!
Irak’taki seçimin bir çok zaaf noktası vardır. Bunların en başına gelenler :
1. Türkmenlerin yoğun olduğu bölgelerde seçim noktası açılmaması ve az sayıda seçim sandığı gönderilmesi.
2. Irak’ta Sünni kesimin temsil edilmemesi.
3. Iraklı Yahudilerin seçime katılmaması.1950’den beri zorla göçe tabi tutulanlar(1)
4. K.Irak’taki seçim bölgelerinin bir kısmında (özellikle Kuzeyde) uluslararası gözlemcilerin var olmaması.
5. K.Irak’tan azımsanmayacak seçmenlerin Kerkük ve civarındaki köylerde oy kullanmaları...vb.
Bu ve buna benzer iddialar, çoğu Irak’ta yapılan seçimlerin meşrululuğuna gölge düşürmektedir. Yapılan seçimin dörtdörtlük olmasını beklemek saflık olurdu. Söz konusu seçim bölge halkı için bir ilktir. Ve ilkler daima desteklenmelidir. Önümüzdeki seçimlerin daha adil olmasını diliyorum.
*Independent Electoral Commission Of Iraq : Irak Bağımsız Seçim Komisyonu
1- Daha fazla bilgi için bakınız : Al-Sudani Sadik Hasan, 1952-1914 arası Irak’ta Siyonist Hareketler,sayfa,176